Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
DJLERİN YENİ MEKANI

TanRIya mekTupLAr

Avrupa ve Amerika’da 2-9 yaş çocuklara Tanrı’ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı’ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler.

1) Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric --5 yaşında-
Not: Noel Baba’nın olmadığını biliyorum.

2) Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N’olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman --4.5 yaşında-

3) Sevgili Tanrım,
insanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun? Jane --6 yaşında-

4) Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce --4 yaşında-

5) Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle.
Martin --5 yaşında-

6) Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N’olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın.
Ellen --3 yaşynda-

7) Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann --6 yaşında-

8) Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark --8 yaşında-

9) Tanrı’cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan --5 yaşında-

10) Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. --7 yaşında-

11) Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey --8 yaşında-

12) Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie --6.5 yaşında-

13) Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy --9 yaşında-

14) Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var. Norman --6 yaşında-

15) Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean --9 yaşında-

16) Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia --5 yaşında-

17) Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John --8 yaşında-

18) Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman --4 yaşında-

19) Tanrım,
İncil’de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İncil’i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry --6 yaşında-

20) Sevgili Tanrım,
Tamam incil’de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım?
Sevgiler, Teresa --5 yaşında-

21) Sevgili Tanrı,
Tanry oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene --3 yaşında-

22) Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy --4 yaşında-

23) Sevgili Tanrım,
Eger Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle --6 yaşında-

13 Mar 2007

(0)



ErimeYen ŞEy

Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın güzeller güzeli bir kızı varmış... Prenses

Ancak ortada ciddi bir sorun varmış

Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş.
Her ne olursa olsun;
metal,
tahta,
plastik
her dokunduğu şey eriyormuş.

Bundan dolayı bütün erkekler ondan korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş.
Kral çaresizmiş.
Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş?

Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayım soruna çözüm getirmelerini istemiş.
Kahinlerden bir tanesi Krala,

"Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş

Kral bu habere çok sevinmiş.

Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka ilan edildi.
Her kim, prensesin elinde erimeyek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve Kralın bütün servetinin varisi olacaktır.

Sadece üç genç Prens meydan okuma cesaretini göstermiş.

Birinci Prens Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş. Nafile, Prenses dokunur dokunma eriyivermiş.

Prens üzgün bir şekilde ordan ayrılmış.

İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas getirmiş. Yine nafile, Prensesin bir dokunuşu ile eriyip gitmiş. Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan.

Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde ne olduğunu hissedin demiş." Prenses söyleneni yapmış, kıpkırmızı olmuş. Hissettiği şey çok sertti. Elinde tutuyordu ve.... erimemişti!!!

Kral çok mutlu olmuştu.
Krallığındaki herkes çok mutlu olmuştu.
Böylelikle üçüncü Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna kadar mutlu olarak yaşadılar.



Soru:
Prensin pantolonundaki nesne ne idi?

(cevap için aşşağıya bakın)



















Tabii ki M&M's çikolataları idi. Onlar ağızda erir, elde değil.


Sen ne düşünmüştün?

13 Mar 2007

(0)



Bu DeNKlemE diKKat !!!

Aşağıdaki bilimsel açıklama ilginizi çekebilir...
Mantık!...Bilim ve para!.
Neden ilkokulu zor bitirmiş bazı işadamları,ünlü profesörlerden fazla para kazanırlar?
Bakin nasıl?
Birinci hüküm:Bilgi güçtür
İkinci hüküm:Zaman paradır
Şimdi bu iki hükme itirazınız var mı? YOK O zaman devam
Fizik bilminde kanıtlanmıştır ki: güç=iş/zaman
Şimdi Bilgi=Güçtür birinci hükme göre
Zaman=para ikinci hükme göre
Bunları denklemde yerine koyalım Bilgi=iş/para olur
Buradan parayı çekersek... Para=iş/bilgi bu formülde bilgi sıfıra yaklaşırsa para sonsuza doğru uzanır

Sonuç: Ne kadar az bilirsen o kadar çok kazanırsın ya da Sabit bir para, bir maaş alabilmek için, bilgin ne kadar fazlaysa,o kadar fazla iş yapman gerekir

13 Mar 2007

(0)



PolİtiKa deDİĞİn

Bill clinton;
Türkiye bizim her zaman dostumuz
olan bir ülkedir. Hep onurlu ve bizimle eşit
olmak istemiştir, bunu biliyoruz. Çıkarlarımız
her şey demek değil. Dünya barışının sürekliliği
için Türkiye'yi de diğer yoksul ülkeleri de
dostça selamlıyoruz. Bu yolda tum birikimimizi
kullanmak zorundayız. Türkiye bizim kö-
tu ve iyi günde müttefikimizdi, bir nevi ai-
lemizdir.

Süleyman Demirel
Koltuğumda biraz daha oturmak için
kimseden istekte bulunmam. Demokrasi için
ne gerekirse yaparım çünkü hırstan
arınmak zorundayız. Çağdaş uygarlık yolunda
coşmuş bir insanım. Bensiz bir Türkiye
de pekala güzel yönetilebilir. Bunun aksini
düşünemiyorum. Kendim için bir şey
istiyorsam namerdim. Tersi olsaydı derdim ki;
istiyorum, evet sürem uzatılsın!!!

Devlet Bahçeli
Bizim amacımız bu yoksul halkın
şikayetlerini dinlemek ve çözmektir. Asla
şovenizm duygularını kabartmak
davası gütmeyiz. Kardeş kavgasını körüklemek
ve bu yolda kadrolaşmayı sağlamak-
tan kaçınırız. Hedefimiz umut aşılamak-
tır. Bize faşist diyerek saldıranların
haksızlık ettiğini düşünüyoruz. Onların siyasal
hayatı bitecek!!

Bülent Ecevit
Benim solcu bir politikacı olduğuma
kuşku duyulamaz. Yolumdan döndüğüme
hala inananlar varsa, onların akıllarına
hayret ederim. Her kesimden sabit fikirlilere
şaşarım. Aslolan her zaman ve her konuda
halkın isteğidir. Sağcıların kıblesi ise hep
Amerika Birleşik Devletleri'dir. Ben de
halkım için varım ve tüm hizmetlerimle
onların bir memuru olmaktan kıvançlıyım!!!

Mesut Yilmaz
Benim dürüst parti lideri imajım
Her şeyden önemlidir. Ben başka liderler gibi
halkı kandırmak amacıyla tasarlanmış
oyunlara girmem. Bu benim için sıkınılacak
bir görünümdür. Ekonomiyle ve borsayla
görevim gerektiği kadar ilgiliyim. Halkımla
içli dışlıyım ve bu ilişkilerim sayesinde
toplumda değerli bir yerim var. Sanılmasın ki
yakın çevremi ihya ederim...

NOT: Şimdi de bütün bu paragrafları kendi icinde birer satir atlayarak okuyun !!!

13 Mar 2007

(0)



VazGeÇemedİm

Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden başkasını hiç sevemedim
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemedim

Aşkın ateş oldu kahrolmam için
Hasret kurşun oldu vurulmam için
Günler asır oldu yıkılmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim

Ne büyük bir aşktın anlatamadım
Kimler gelip geçti unutamadım
Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
Yine de ben senden vazgeçemedim

10 Mar 2007

(0)



SeVgi SöZLeRi (gÜzeL sÖzLer)

Seviyorum sevmenin acı verdiğini Her sevenin sevilmediği bile bile ... Ama yine de bir umut taşıyorum .Belki seven sevilir diye.

Herzaman gül, hayata gülücük şaç, gülmeyi benimse, Çünkü senin bir gülüşün için, Koca dünyada yaşayan biri mutlaka biri vardır.

Güneşin doğduğu yerde parlayan bir ışık görürsen.Bilki senin için yanan kalbimdir.

Bazen sana gayesiz, raslantısal bakardım... Sense kaçırırdın gözlerini benden. Oysa , sana bakarken gözlerinde kalbini görürdüm.
Gözlerin olmadan da kalbini göreceğimden habersizdin. Ve hatta sana bakmadan seni hissettiğimi bilmezdin

Titrer durur ellerim yanında. Vücudum ürpermeyle dolar. Üşüyorum ben yanında. Çünkü varlığın içime serinlik veriyor

İçim o kadar senle doldu ki... İnsanlar seni gözbebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum

Öyle güzeldin ki! Ama bir gün anladım yüzündeki güzelliğin ruhundan geldiğini. Öyle güzeldin ki! Anladım seni güzel gören benim gözlerimdi.
Sevgimin güzelliğiydi seni güzelleştiren.

Eğilip gözlerime baktı: seni seyredebilirmiyim dedi usulcacık. Sandım eylemlerin, insanların gözlerimde ve yüzümde oynaşmasını Seyredecek.
"Evet" dedim belli belirsiz. Yumdu gözlerini. şaşırdım. Sonra anladım ki kalbinde seyrediyordu beni.

Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan, Mavi denize dalardım geriye bakmadan .Uçsuz bucaksız mavilikte arardım beni .Taa ki beni sende bulana kadar.

Ay yıldıza mutluluk fısıldarken.Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken.Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum.içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye

Hani gözler varya sözleri anlatır, Hani sözler varya gözleri aglatır, Hani anlar varya değeri geç anlaşılır,Bir de aşk varya seni bana anlatır..

Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: O da geçip giden zaman...

Seni düşünür , seni özlerim , Sevgilerin özlemlerin derinliğinde .Ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla , Bir sonbahar serinliğinde..

Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın.Şimdi güneşin doğmasını bekle.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, Nefes almak değilmiş, yaşamak. Ateşlerde yanmak gibi bir şey, Seni severken,sensiz olmak...

Gökyüzü yıldızlarla doluydu, ben hep seni düşünürken. Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyor diye. Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın.
göz kırpardın uzaklardan sessizce. Bense hep seni bekledim, kırık kalbim, yaşlı gözlerimle.

Aynaya bakınca kendimi değil kocaman bir yürek .Ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm.

Yağmur vuruyorsa pencerene,Anla ki o zaman ben ağlıyorum. Yağmur pencerene vururken ,Benim gözyaşlarım da kalbime vuruyor; Tıpkı yağmur gibi..

Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara .Senin gözlerinde ışlıdayan bir çift yıldızı gönderirdim.

Ya durgun olmalı deniz ; ya durmalı ya da kudurmalı, Sonuna kadar saplanamayacksa hançer kınıda durmalı , Seven ölene dek sevilmeyecekse baştan unutulmalı.

Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.

Sen dünyaya sürgün bir meleksin .Ve ben seni o kadar çok seveceğimki .Bir daha cennetine dönemeyeceksin

Ne seni unutmak gibi bir çaba var yüreğimde,Nede aşkımı körükleyen bir rüzgar , Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm, Ne de kaybetmeye dayanacak kalbim var.

Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen , Masmavi bir düştür gökyüzünde hiç ölmeyen , Sevenlerin mumudur sevgi , Eriyip de hiç bitmeyen.

Eğer birgün sevmek istersen önce kendini sev,Daha sonrada istersen beni,Ama beni; beni sever gibi değil kendini sever gibi sevmelisin, Çünkü ben seni öyle sevdim.

Bir gün gelip soracaksın beni mi daha çok seviyorsun yoksa Tanrı'yı mı diye...Ben hiç düşünmeden Tanrıyı diyeceğim ve sen küsüp gideceksin.
Ama nereden bileceksin içimdeki Tanrının sen olduğunu...

Hayatta üç şeyi sevdim; seni, kalbimi, ümit etmeyi...Seni sevdim, sensin diye, kalbimi sevdim, seni sevdi diye, ümit etmeyi sevdim, Belki seversin diye...

Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa ,Bilki o seni benden daha çok seviyor...

Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.

Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen, Buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR !

Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için,Yaşayan birileri mutlaka vardır.

Eğer bir gün aşkın ölürse onu doğduğu yere göm kalbine !!

10 Mar 2007

(0)



BurÇlarIn biRbirİyle iliŞkiSi


Eğer siz bir Koçsanız:
Koç'dan kozmik ilişki zevki alırsınız. Boğa, size sahip çıkar, ikizler de size sahip çıkar; ama şaşırtabilir. Yengeç, size güven verir. Aslan, sizi mutlu eder, Başak'la herşey rutin olacaktır. Terazi'den çok şey öğrenebilirsiniz. Akrep'ten uzak durmanız yararlı olur. Yay size keyif verecek ve etkileyecektir. Oğlak, sizi geliştirir ve ilerletir. Kova zor iştir. Balık sizi tutamaz.

Eğer bir Boğa'ysanız: Koç sizi sever; ama yorabilir. Boğa düşünsel arkadaşınız ve rehberinizdir, ikizler kozmik ilişkinizi sağlar. Yengeç sizi hayal evreninde tutuklar. Aslan size güven duygusu verir. Başakla uyumlu ve mutlu olursunuz. Terazi çelişkiler getirir ve şaşırtabilir. Akreple zıtlaşır; ama ondan çok şey öğrenirsiniz. Yay sizi ateşler; ama tükenebilirsiniz. Oğlak güvencelidir; ama tutuculuğu sizi sıkabilir. Kova sizin kariyerinizi etkiler; ama artı veya eksidir. Balık sizin için iyi ve güzel bir süstür ama bıkabilirsiniz.

Eğer bir İkizler'seniz: Koç'tan hoşlanır; ama bıkabilirsiniz. Boğa egonuza ve değişkenliğinize katlanamaz, ikizler sizsiniz ve de ikiniz bir arada..! Yengeç sıkıcı gelebilir. Aslan sizin kozmik bağınızdır. Başak size güvenlik verir. Terazi ile uyumlu ve huzurlu olursunuz. Akrep mi? Bakın onu yoramazsınız. Yay'dan çok şey öğrenebilirsiniz. Oğlak yükünüzü paylaşabilir. Kova heyecan vericidir; ama vizyonlarınız farklıdır. Balık sizi geliştirir ve ilerletir.

Eğer bir Yengeç’seniz: Koç sizi geliştirir ve umut verir. Boğa'ya hayran olabilirsiniz; ama sadık kalın, ikizler size dayanamayabilir. İki Yengeç yanyana nasıl yürürler? Aslan kolay olmayacaktır. Başak mı? Evde mutlu olursunuz. Terazi size güvenlik verir ve kozmik bağınızdır. Akrep ile uyumlu ve mutlu olursunuz. Yay, öğretici; ama zorlayıcıdır. Oğlak'tan çok şey öğrenirsiniz. Kova ile aynı kaba sığmazsınız. Balık hoş olabilir; ama rüzgar değişebilir.

Eğer bir Aslan'sanız: Koç'la farklı otlakları paylaşıp arada bir buluşun. Boğa sizi geliştirir ve geleceği gösterir, ikizler sizi zengin edebilir; ama nasıl? Yengeç'ten memnun olurken, sıkılabilirsiniz. İki aslan bir arada kükremezse iyi bir birliktelik olabilir. Başak başaktır; ama onu yemeye kalkmayın. Terazi işinize yarayacak, size destek olacaktır. Akrep size güvenlik verir. Yay ile uyumlu ve mutlu olursunuz ve de kozmik ilişkinizdir. Oğlak sizi taşıyabilir. Kova'dan her şeyi öğrenebilirsiniz. Balık mı? Hoş, romantik; ama geçici olacaktır.

Eğer bir Başak'sanız: Koç mantığınızı güçlendirir. Boğa sizin gizli gücünüzdür. İkizler sizin kariyerinizi etkiler. Yengeç sizi sakinleştirir. Aslan sorumluluğunuzu paylaşabilir. Başak sizi ısıtır. Terazi sizi ölçer, biçer ve tartar. Akrep, korkunuzdur. Yay sizin için sınırsızlıktır ve güven verecektir. Oğlak'la uyumlu ve ve mutlusunuz. Kova sizin kozmik bağınızdır. Balık'dan çok şey öğrenebilirsiniz.

Eğer bir Terazi'yseniz: Koç'tan çok şey öğrenebilirsiniz ve kozmik bağınızdır. Boğa karizmatiktir; ama onu sınırlamayın. İkizler'i idare edebilirseniz, başarırsınız. Yengeç sizi geliştirir ve güçlendirir. Aslan sizi sevecektir ve beklentileri ciddidir. Başak kadar düzenli ve istikrarlı mısınız? Terazi iki tane olursa, iş Yargıtay'a gidebilir. Akrep'in gizemi etkileyecektir; ama sadece bir dönem. Yay çok eğlendirici olabilir. Oğlak size güvenlik duygusu getirecektir. Kova ile uyumlu ve mutlu olursunuz. Balığı dengelemekle korkutmazsanız, mesele kalmayacaktır.

Eğer bir Akrep'seniz: Koç'la erotik şovlara hoş geldiniz. Boğa'dan çok şey öğreneceksiniz. İkizler kozmik ilişkiyi sağlar. Yengeç'ten sıkılabilirsiniz. Aslan sizin kariyerinizi etkiler. Başak eğer seksiyse, keyifli olabilir. Terazi sizi aydınlığı çıkarabilir. Akrepler bir arada güneşi unutabilirler. Yay mı? Zor iş doğrusu, iki cambaz misali. Oğlak gizeminizi artırabilir. Kova size güvenlik ve güç verecektir. Balık'la uyumlu ve mutlu olursunuz.

Eğer bir Yay'sanız: Koç ile uyumlu ve de mutlusunuz. Boğa, sizin iyi dostunuzdur. İkizler'lerden çok şey öğrenebilir, yararlanabilirsiniz. Yengeç kısa dönemde sizi mutlu edecektir. Aslan sizin kozmosla olan ilişkinizi sağlar. Başak, size yaşam yolunda gelişim getirir. Terazi ve Yay estetik olarak güzeldir. Akrep? Dedim ya iki cambaz. Yaylar çok şeyi paylaşırlar; ama en çok da dostluğu. Oğlak bunaltıp kısıtlayabilir, Kova ile kozmolojik boyutlar yaşayabilirsiniz. Balık, size güven sağlayacaktır.

Eğer bir Oğlak'sanız: Koç size güven verir. Boğa ile uyumlu ve çok mutlu olursunuz. İkizler kısa bir süre sonra sizi çıldırtabilir. Yengeç'den çok şey öğrenirsiniz. Aslan gücünüzü artıracaktır. Başak ekonomik güvencenizdir. Terazi sizin ilerlemenizi sağlar ve kozmik bağınızdır. Akrep çok keyifli başlayacaktır; ama ne zamana kadar? Yay zevk verecektir; ama uzun sürmez. Oğlakların ikisi bir inat heykeli oluşurabilirler. Kova size göre zannedebilirsiniz; ama sınır koymazsaniz. Balık sizi sinirlendirir, duygularına erişmelisiniz.

Eğer bir Kova'ysanız: Koç size aşıksa, sadık kalmalısınız. Boğa size güvenlik ve güç verir, İkizler'le uyumlu ve mutlu olursunuz. Yengeci küçümsememelisiniz. Aslan'dan çok şey öğrenebilirsiniz. Başak ruhunuzu dinlendirebilir. Terazi'ye sık sık hesap vermelisiniz, Akrep sizi geliştirir ve ilerletir. Yay kozmik bilincinizi sağlar. Oğlak, olacak iş değil, uçamazsınız. İki Kova düzeni değiştirebilirler. Balık size pasif gelebilir, duygularını öğrenmelisiniz.

Eğer bir Balık'sanız: Koç sizi yorabilir; ama kontrolü kolay olabilir. Boğa yaratıcıdır, ruhunuzu teşvik eder, güç verir, ikizler size güven ve huzur verir. Yengeç ile uyumlu olursunuz. Aslan cazibelidir; ama dolaşmayı sever. Başak'tan çok şey öğrenebilirsiniz. Terazi ilginç ve ekonomik olabilir. Akrep gizeminizi ikiye katlar; ama siz bilirsiniz. Yay sizi evrimleştirir ve geliştirir. Oğlak size göre değildir, pamukla demir gibi. Kova evrensel ilişkilerinizi sağlar, iki balık akvaryumdan kolay kolay çıkamazlar.

10 Mar 2007

(0)



FıkRa SAloNu 4

KADIN MANTIĞI
Kocası sabah karanlığında balığa çıkmayı,
sarışın kadınsa kitap okumayı çok seviyormuş.
Bir gün Adam bir kaç saat balık avından sonra
eve yorgun bir şekilde gelir ve uyumak için yatağa geçer.
Sarışında fırsat bu fırsat deyip kocasının kayığına binip,
çevreyi tanımadığı halde denizde biraz açılır,
sonra bir yerde durur ve kitabını eline alıp okumaya başlar.
Bir süre sonra güvenlik gelir ve sarışına;
- ''Günaydın, siz burada ne yapıyorsunuz''.
diye sorar.
Sarışında;
- ''Okuyorum'' der.
Bunun üzerine Görevli adam;
- ''Burada avlanmak yasak'' der.
Sarışında;
- ''Ben zaten avlanmıyorum ki, görüyorsunuz'' der.
Görevlide;
- ''Ama gördüğüm kadarıyla avlanmak için gerekli olan tüm
takımlar yanınızda. Sizi maalesef buradan götürüp ceza yazmak zorundayım'' der.
Sarışında;
- ''Eğer siz bunu yaparsanız bende size tecavüz davası açarım'' der. Görevlide;
- ''Fakat ben size dokunmadım bile'' der.
Bunun üzerine Sarışın;
- ''Ama gördüğüm kadarıyla tüm takımlarınız yanınızda'' diye cevap verir.
BENİM KIZIMDA BÜYÜDÜ
İki samimi arkadaş uzun yıllar görüşmemiş
sonra bir yerde tesadüfen karşılaşmışlar.
karşılıklı hal hatır soruşundan sonra bir birlerine
çaluk çcuk nasıl diye sorarken birisi bir kızın vardı büyümüştür dimi
demiş
öteki evet büyüdü bir şirkette patronun özel sekreteri
patron nereye giderse onu da götürüyor
bir gün Paris’te ertesi gün Londra’da
her yere beraber gidiyorlar.
Seninde bir kızın vardı büyümüştür dimi demiş
diğeri evet büyüdü benim kızımda seninki gibi
orospu oldu ama ben senin gibi açık açık anlatamıyorum demiş.

5 DOLAR
New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir
avukat ile sarışın bir hanım yan yana oturuyorlar.
Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit
geçirmek için bir oyun teklif ediyor.
Kabul görünce oyunu anlatıyor:
-Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz,
sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.
Ve ilk soruyu soruyor:
-Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.
Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
-Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?
Adam dakikalarca düşünmüş. Yanıtı bulamamış...
Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış.
Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
-Cevap ne?
Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış...

ASLI VARDIR
Idris'le Dursun, kahvede ayri masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
Idris sesleniyor:
- Bana "ayran" desena...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra Idris'e sesleniyor:
- Bana "gazoz" desena...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptum...
Idris, dudak büküyor:
- Bu söyledigunun kafiyesi yoktur...
Dursun sözü bagliyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!

HEDİYE
Bir kadının bir süreliğine iş seyahati için
İngiltere ye gitmesi gerekmektedir.
Kadının kocası esini havaalanına kadar götürür.
Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım,
senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?"
diye sorar. Adam güler ve yanıtlar:
- "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..."
Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar.
2 hafta sonra adam
karisini tekrar hava alanından almaya
gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?"
Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi."
Adam: - "Peki hediyem nerde?"
Kadın: - "Ne hediyesi?"
Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya...
" Kadın: - "Haa hatırladım,
evet elimden geleni yaptım,
simdi biraz beklememiz lazım
kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"

21 Feb 2007

(0)



FıkRa SAloNu 3

Annem Gel Dedi
İlkokul öğretmeni
sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister.
Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar,
- Sen gitmek istemiyor musun?
- İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü...

Şenol Güneş
Bir gün Şenol Güneş
Brezilya milli takımı antrenörü Scolari ile karşılaşmış.
- Hocam sen bu takımı nasıl seçtin de
şampiyon oldunuz? demiş.
- Çok kolay zekalarına göre seçiyorum.
Bak mesela sana bir örnek vereyim demiş
ve Ronaldo'yu çağırmış.
- Ronaldo'ya oğlum söyle bakayım
senin annenin ve babanın çocuğu olan
ama senin kardeşin olmayan kimdir?
Ronaldo biraz düşünmüş,
"tabiiki ben oluyorum" demiş.
Şenol Güneş bundan çok etkilenmiş.
Türkiye'ye döner dönmez İlhan Mansız'ı çağırmış.
- İlhan sana bir soru soracağım
eğer bilirsen bu hafta seni takıma alırım,
bil bakalım annenin ve babanın çocuğu olan
ama kardeşin olmayan kimdir?
İlhan biraz düşünmüş işin içinden çıkamamış,
biraz zaman istemiş ve hemen koşmuş Hakan'ı bulmuş.
- Hakan, annenin ve babanın çocuğu olan
ama kardeşin olmayan kimdir?
Hakan cevap vermiş: Benim tabii ki,
İlhan sevinçle Şenol Güneş'in yanına dönmüş:
- Sorunun cevabını buldum hocam: Hakan'mış.
Şenol Güneş köpürmüş:
- Vay salak herif, Hakan olur mu hiç, doğru cevap Ronaldo idi!..


Dil Bilgisi
Dilbilgisi dersinde Karadenizli öğretmen,
Erzurumlu öğrencisini sözlüye kaldırıp sormuş:
- Bakmak fiilinin çekiminu yap bakalım...
Erzurumlu öğrenci hemen atlamış:
- Bakirem, bakirsen, bakir..
Öğretmen,
öğrencisinin bu cevabı karşısında onu azarlamış:
- Uy diluni eşekarisu soksun.
Öyle mi denur daa! Onun aslı pöyledir:
Pakayrum, pakaysun, pakay...



Kim Daha Zeki
Küçük Temel`le arkadaşları
sınıfta aralarında kim daha zeki diye tartışıyorlarmış
Küçük Temel:
- Ben çok zekiyimdir,
üç aylıkken yürümeye başlamışım, demiş.
Oradan Dursun hemen atlar:
- Sen habuna zeka mi deyisun.
Haçan ben üç yaşına kadar kendumi kucakta taşitmişum



Mağaza
Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor,
bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu.
Günün birinde sağındaki dükkan boşaldi,
derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha...
Rekabet başladı, işleri kötüye gitti.
Ama sonunda bir çözüm yolu buldu:
Sağındaki komşusu,
dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı.
Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası,
yazılı bir bez asmıştı.
Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu:
Mağazaya buradan girilir.


Genç Deve
Genç deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
-"Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormuş:
-"Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek
için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-"Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz?"

Unutkanlık
Gökdelenin asansörü bozulmuştu.
İki arkadaş yirminci kata kadar
merdivenleri çıkmak zorunda kalınca,
her katta gülünç bir fıkra anlatmaya karar verdiler.
Böylece tam on dokuzuncu kata çıkmışlardı ki, bir tanesi:
- Şimdi, dedi. En şahanesini anlatacağım.
Kapının anahtarı arabada kaldı...


GÖZ HEYKELİ
Çok zengin bir kadın gözlerinden rahatsızlanmış.
Hangi doktora gitse bir çare bulamamış.bir arkadaşı bir doktor tavsiye etmiş
ona gitmiş muayene olmuş tedaviye başlamışlar .
Birkaç hafta sonra kadının gözleri iyileşmiş
eski haline gelmiş.
Kadın doktorun çalıştığı hastanenin Başhekim’inden izin almış
hastanenin bahçesine bir göz heykeli yaptırmış
gözün tam ortasın da doktorun resmini koydurmuş.
Heykelin açılışına doktoru çağırmış ve demiş ki
- sen benim gözlerimi eski sağlığına kavuşturdun
bende seninin adına izafeten bir göz heykeli yaptırdım,
gör bakalım beğenecek misin?demiş.
Doktor heykele bir bakmış göz bebeğinde kendi resmini görünce
Allah’a şükürler olsun bir tehlikeyi daha ucuz atlattık demiş.
Kadın sağlığına kavuşan beninim şükreden sensin
hem bunun neresi tehlike atlatmak demiş.
Doktor iyi ki göz doktoru olmuşum
ya jinekolog olsaydım şimdi benim resim nerede olacaktı demiş.

ADLİ TABİP
Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu:
- Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız ?
- Hayır.
- Kalbini dinlemiş miydiniz ?
- Hayır.
- Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz ?
- Hayır.
- Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce
adamın ölü olduğundan emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi ?
Tabibin sabrı taştı:
- Pekala, şöyle söyleyeyim:
Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim,
onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir
37 EKRAN TV
Bir gün sarışın kadının biri süslenmiş püslenmiş sokağa çıkmış gidiyor.
İlerlerken beyaz eşya satan bir dükkana giriyor.
Havalı bir şekilde dükkanda biraz turladıktan sonra genç kasiyer yaklaşıp;
-Şuradaki 37 Ekran Tv’nin fiyatını öğrenmek istiyorum.
Kasiyer;
-Kusura bakmayın hanımefendi ama sarışınlara satış yapmıyoruz, der.
Bunun üzerine kadın sinirlenir ve dükkanı terkeder.
Bir hafta sonra kadın saçlarını siyaha boyatır
ve koyu bir makyaj yaparak kendini esmerleştirir.
Aynı dükkana gene gelir. Dükkanı yine turlar ve kasiyere sorar;
-37 ekran Tv satın almak istiyorum. Fiyatı ne durumda acaba?
Kasiyer;
-Çok üzgünüm sarışınlara satışımız yoktur.
Kadın bunu duyunca çok sinirlenir ve ayrıca çok merak eder
kasiyerin kendisini nasıl tanıdığını. Bu merakla sorar.
-Beyefendi bu gelişimde saçımı boyattım makyajımı değiştirdim
ama siz beni tanıdınız. Nasıl oldu bu?
Kasiyer cevap verir;
-Çok basit hanımefendi,
o baktığınız 37 ekran Tv değil, mikrodalga fırın. der

21 Feb 2007

(0)



FıkRa SAloNu 2

Bardak
Delinin biri bir gün doktoruna gider ve iyileştiğini söyleyerek serbest bırakılmasını ister.
Bunun üzerine doktor:
-Sana bir soru soracağım doğru bilirsen buradan çıkarsın
Deli:
-Peki anlaştık sor sorunu.
Doktor:
-Sen 10 katlı bir binanın tepesine çıksan bende aşağıda bir bardak su tutsam.
Şimdi aşağıya atlar mısın atlamaz mısın?
Deli:
-Niye atlayım ben deli miyim der?
Doktor içinden adamın gerçekten iyileştiğini düşünür ve neden diye sorar
Deli:
-Ya bardağı çekersen


Kedilerin Sırrı
ABD'li otomotiv üreticileri Dünya üzerindeki otomobil fabrikalarını dolaşıp yeni teknolojiler ve uygulama durumunu inceliyorlarmış. Japonya'da Mazda fabrikasının girişinde bir çok kafes ve içinde kedi olduğunu görüp ilgili mühendise sormuşlar. Japon mühendis şüöyle açıklamış:
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden bir tanesinin içine bir kedi koyup kapılarını ve camlarını kapatıp akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi havasızlıktan öldüyse yalıtımba bir problem yoktur, ama eğer kedi yaşıyorsa üretimde bir sorun olduğunu anlayıp tüm üretim kademelerini gözden geçiririz.
Deyince ABD'li mühendisler hayran kalmışlar. Daha sonra Türkiye'deki fabrikaları gezerlerken TOFAŞ'ın girişinde benzeri kafesleri ve içindeki kedileri görmüşler. Teknolojiyi hemen öğrenip uyguladığı için TOFAŞ'a hayran kalmışlar. Yinede Türk mühendisten açıklama istemişler. Bizim mühendis anlatmaya başlamış:
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden birisinin içine bir kedi koyup akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi arabanın içinde ise bir sorun yoktur. Eğer kedi kaçtı ise üretimde bir sorun olabilir diye düşünürüz ama yinede üretime devam ederiz...

Prova
İki deli birgün deliler hastanesinden kaçmışlar.Kimse bu delileri bulamamışlar.Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çıka gelmiş.Doktorlar hayretle niye geldiniz demiş:
Deliler"Yarın kaçacağızda, onun provasını yaptık."demişler

Zayıf Not
Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından
kalınca doğru hocasına
gider:
-"Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve
beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz
mü?"
-"Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek,
yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?"
-"İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben
size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta
kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı
geçirteceksiniz. (Hocanın
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.)
Ve öğrenci sorar:
-"Yasal olup, mantıklı olmayan nedir?
Mantıklı olup, yasal olmayan nedir?
Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?"
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz.
İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir.
Ama aklı da soruda kalır.
Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır,
olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.
Öğrenci hemen cevap verir:
-"Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz.
Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil.
Siz karınızın sevgilisini,
zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal."


Satıcı
Halı yıkama makinesi pazarlayan satıcı, bir apartmanda, bir dairenin
kapısını çalmış kapıyı açan bayana,
- Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var,
demiş ve bu bir kova pisliği halinin üzerine savurarak döküvermiş. Sonra da
- Hanımefendi, bu görmüş olduğunuz, hali yıkama makinesi ile 10 dakika
içinde bunu temizleyemezsem, bu kakayı yiyeceğim!

Kadın satıcıya söyle bir bakmış ve şöyle demiş :

- Beyefendi, üstüne domates sosu veya mayonez ister misiniz?

- Anlamadım hanımefendi..

- Elektrikler kesik de!


Maymun
Maymun kurmuş çilingir sofrasını ormanın ortasına,
külhanbeylik yapıyormuş.O sırada zürafa oradan geçiyormuş, sormuş:
- "Vay maymun Kardeş, nasılsın?"
- "İyiyim be anam, içiyorum içiyorum aslanı dövüyorum."
Zürafa tırsmış ve uzaklaşmış. Derken Zebra geçmiş, o da sormuş:
- "Selam maymun abi, ne var ne yok?"
- "N'olsun be gülüm hep aynı; içiyorum içiyorum aslanı marizliyorum."
Zebra da uzaklaşmış oradan. Bu kez köstebek, geçerken sormuş:
- "Maymun ya naber?"
- "İyilik koçum içiyorum içiyorum
Allah ne verdiyse girişiyorum aslana!"
Köstebek de sıvışmış Ancak böyle böyle derken,
olanlar aslanın kulağına gitmiş ve aslan
o tarafa doğru yola koyulmuş. Çıkmış maymunun karşısına:
- "Eee anlat bakalım maymun efendi, ne var ne yok?"
Maymun hemen kendine çeki düzen vererek yanıtlamış:
- "N'olsun be abi, içiyorum içiyorum abuk subuk konuşuyorum."



Temel & Di Caprio
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş.
tam da Türkiye'ye tatile gideceği gün... Aksilik bu ya...
Uçağı kaçıracak;
kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı?!.. .
Hemen almış yerden;
ve hikaye bu ya,
bir bakmış ki Leonardo di Caprio'nun pasaportu...
"Ne olursa olsun artik" demiş ve şansını denemeye karar vermiş.
Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını,
kendi fotoğrafını yapıştırmış...
Uçmuş Türkiye'ye...
Atatürk hava limanında görevli gümrük memurunun karsısına geçmiş..
Kim olabilir memur? Tabii ki bizim Temel... :-)
Almış pasaportu eline Temel, adamın ismine bakmış:
"Leonardo di Caprio"...
Fotoğrafa bakmış...bir zenci.
Adama bakmış...ayni zenci...
Bir kaç şaşkın bakıştan sonra çaresiz kalan Temel obur masaya seslenmiş,
"Ula Dursun, bu Titanik batmış miyduu, yanmış miyduu


Hitler
Hitler üç esir yakalamış, İngiliz, Fransız ve bir Yahudi.
- Size soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım, demiş.
İngiliz'e sormuş: - "Titanik kaç yılında battı?
İngiliz hemen cevap vermiş: - 1912, diye.
Hitler göndermiş İngiliz'i.
Fransız'a sormuş bu kez: - Titanik'te kaç kişi öldü?
Fransız cevap vermiş: - 1050 kişi...
- Tamam, sen de gidebilirsin, özgürsün..!
Veee Yahudi'ye dönmüş:
- Say lan isimlerini


Matematik Finali
4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"
Uğursuz Kadın
Cafer komadadır. Yanında ise karısı...
Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin.
İflas ettiğim gün oradaydın.
Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm.
Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın.
Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"



21 Feb 2007

(0)